Orhun Ene Olmanın Bedeli / İsmet BADEM
A Milli Takım Başantrenörü ve Banvit antrenörü Orhun Ene, basketbol dolu yaşam öyküsünü İsmet Badem ile paylaştı.
“Kendinden ne yapmak istiyorsun? Temel sorun hep bu. Bir tane hayatın var. Sana öğretilenler ve dayatılanlar var. Tabii bir de senin arzuların ve hayallerin var. Kendin ne yapmak istiyorsun? İşte bunu fark ettiğin ve emek harcadığın zaman, O ÖMÜR, BİR HAYAT NİTELİĞİ KAZANIYOR. Özen gösterirsen, kendini eğitirsen, kendini oldurursun”
Orhun ile ilgili yazıya, nasıl başlamalıyım diye düşünürken, yukarıda ki, cümleleri bir yerlerde okudum ve çok beğendim. Gerçekten hayatını fark eden, ne yapmak istediğini bilen bir adam olarak tanıdığım Orhun Ene ile seneler öncesinden bu günlere süregelen dostluğumuz adına küçük bir beyin fırtınası yapmak istedim.
Spor Sergi Sarayı Tribünlerinde otururken sahaya çıkan Eczacıbaşı Basketbol Takımını görünce basketbolu biraz bilenlerde dahil, “Küme düşer” diye nitelenenler, sezon sonunda şaşkınlıktan ne söyleyeceklerini şaşırdılar! Orhun-Serdar-Yusuf-Orhan-Tamer-Murat gibi kimsenin daha tanımadığı gençler Türkiye Şampiyonu olmuşlardı. O günlerden bu günlere uzun bir yolculuk. Gazeteci-Televizyoncu olarak, bir çok yerde kesişen yollarımız. Orhun gerçekten Türk Basketbolunun efsaneleri arasına girmiş “Basketbol Müzesinin önemli konuklarından biridir”

Zorluklar içinde başlayan yaşamında, erken kaybedilmiş baba, geride kalan iki kardeş ve annenin sorumluluğu ve bunların üstesinden gelebilmek için müthiş verilen hayat mücadelesi. Kardeşlerin “yurt içi ve dışı eğitimlerini tamamlaması için gösterilen çaba” Dayatılanların değil, istediği yaşamı sahnelemek için sonucu bilenen değil, kendi yazdığı senaryoyu sahnelemek!
“Umudun adresimi olur? Gün ne yandan doğarsa, o yana döner güne bakanlar ve bazen adresi umutsuzluk olanların umudu kendi adına savaşarak ulaşmaktan geçer”
Orhun Ene’yi dinleyerek geçmişe biraz yelken açalım: Galatasaray Lisesi Mezunuyum. 202 kere Milli bunların çoğu A Milli. Çünkü alt yapılarda cılız ve çelimsiz olduğum için, Milli Takımlara düşünülmedim! Yıllar önce Eczacıbaşı Takımında basketbol oynarken, piyasanın çok pahalı olduğu bir dönemde, rahmetli Başkan Şakir Eczacıbaşı o günkü görüşleri bugün bile geçerli. Pahalı transferlerden vaz geçip, genç oyuncularla sahada mücadele etmeye karar verdi. Gelecek 10 senenin Milli Takımlarında oynayacak oyuncularını sahaya sürdü. Yukarıda saydığım isimlerin yanında Rüçhan-Larry Richard’ı dahil edebiliriz. Takımın başında genç oyuncularla oynamayı seven Koç Mehmet Baturalp ile ilk sene 6. Sonraki iki sene şampiyon olan Eczacıbaşı ile müthiş zaferlere imza attık.
Sonra başka kulüp serüvenleri başladı. Paşabahçe-Fenerbahçe-Ülker-Galatasaray-İTÜ toplam 17 sene süren profesyonel basketbol yaşamı. Hele bir keresinde yaşanan transfer hikayesini unutmak mümkün mü? TOFAŞ şampiyon kadroyu dağıttı. Efes Pilsen salonunun tam kapısında içeri girip yönetimle iyi bir para karşılığında, mukavele imzalayacakken, telefonum çaldı ve karşımda Başkan Faruk Süren: “Sen Galatasaray Liselisin ve takımın Galatasaray ve takımının başına kaptan olarak geç seni bekliyorum. Efes’ten daha az para vereceğim ama seni bu kulüp bekliyor” diye konuştu. Onca maddi sorun yaşanmasına rağmen, son ana kadar dayanarak takımının başında kaldım. Çünkü o ben bir kaptanım, takımımı terk edemezdim. 2001 Avrupa Şampiyonası sonrası, son olarak Kemal Erdenay ağabeyimi kıramadığım için eski basketbolcu dostlarımla, son oyunculuk günlerimde İTÜ forması giydim.

Parkelerde fiilen basketbol yaşamım bitmişti. Artık oyun kurmak, turnike ve şut atmak dönemim sonlanmıştı. Ancak bu yaşam benimdi ve basketbol dışında herhangi bir işte mutlu olamazdım. Son senelerde şekillenen basketbol koçluğu benim için biçilmiş kaftandı. Büyük oyuncu olmak için çok çalışmıştım. Çünkü handikaplarım vardı. Şimdi yeni işimde daha da çok çalışmalıyım diye düşünüyorum. Bana göre 9 sene olmasına rağmen daha yolun çok başındayım. İyi oyuncuların egoları çok olur. Bu nedenle oyunculara öğretecekleri çok şey olabilir. Milli Takım Alt yapılarında başladığım koçluğa, 2. Ligden Işık, Antalya BŞB. Ve şu an çalıştığım Banvit.
A.Milli Takımın başına geçmemde, Başkan Turgay Demirel’in çok katkısı oldu. Kaptan bıraktığım Milli Takımımız da artık Koç olarak çalışmalara başladım, işim çok zor. Gözler önündeyim ve bu görevi başarılı bir şekilde yönetmenin bedelini çok iyi biliyorum. Eğer bu yola baş koymuş isem, sonuna kadar mücadeleye devam. Çünkü Türkiye bir basketbol ülkesidir. Gençlerimiz basketbol oynamaya çok yatkındır. Milli Takımlarımız her katmanda çok başarılıdır. Dünya Türkiye’yi hem organizasyonda hem de başarılı basketbol oynayan ekiplerin başında sayıyor.
Kendimi Tanjevic ile hem sınadım, hem geliştirdim. Farklı bakış, farklı sistem, genç oyuncular ve çok oyuncu ile oynama isteği ile geleceğe dönük çalışması hepimizin ufkunu açtı. Kazandığım tecrübe saha içinde ve dışında duruşum, oyuncularla olan ilişkim şekillendi.
Banvit: Çalışmalarım, ideallerim için müthiş bir ortam. İnanılmaz huzurluyum. Buda benim için müthiş bir fırsat. Verilen destek sonsuz. Özellikle genç oyuncular konusunda çok şanslıyım. Hem başarı hem genç oyuncuların eğitimi çok önem taşıyan bir kulüpte olmak kolay değil. Alt yapıya bu kadar önem verilirken, genç oyunculara da, önemli görevler düşüyor. Mirsad-Ömer Onan örneğinde olduğu gibi en iyi olmak için en çok çalışmak gerekliliğini kavramak! Genç oyuncular aldıkları süreyi hak etmeliler.Sabah erkenden kalkıp herkesten önce salona girip, ABD’li oyuncuyu 1-1 de yenmek için müthiş çalışmalı. Gençlerden, benim, yönetimin, Milli Takımın beklentileri var. Ama nasıl? Naumoski gibi günde 1000 şut atıyor musun? Ömer Onan gibi 30 yaşından sonra hala idmanda en çok çalışan sen misin? Yeterli emek veriyor musun? 4 sene sonra NBA’de oynamak istiyor musun? Gayret-istek-arzu cesaret olmadan emek vermeden bu hayaller nasıl gerçekleşir? Ben “Aman oğlum yeter artık çok çalıştın, sakatlanacaksın ikazını vereceğim oyuncu olacak mı? 1000 şut çalışması yapan oyuncuma, çok yoruldun, ya da halter salonunda müthiş çalışma sonrası yeter diye ne zaman söyleyeceğim?”
Ömer Onan 25 yaşından sonra aşama göstermeye başladı. Milli Takım için düşünülmezken, bu gün vazgeçilmez olmasının bir bedeli var değil mi? Şutunu geliştirmek için salona en erken gelen en son çıkan Ömer Onan! İşte bu: Türkiye’nin bu gün gözbebeği olmasını emeği karşılığında, fazlası ile ödedi ve bugün meyvelerini topluyor.
Işığı fazlası ile olan genç oyuncularımızı gelecekte neler bekliyor diye soracaksan: Bu onların elinde. Ellerinde kalem, yaşayacakları senaryoyu kendileri dillendirecekler.

Bol şanslar Orhun hocam. Büyük oyuncular Koç olmaya karar verdiğinde daha çok heyecanlanıyorum. Çünkü onların emeği ve göz nuru ile ancak basketbolumuz katmanları aşar diye düşünüyorum. Banvit Kulübü, Görener ailesi ve Başkan Özkan Kılıç ile senin arkanda ve destekçindir. Türkiye’de değil, Dünya’da örnek olacak bir kulüp sistemi kuran, altyapılara önem veren ve senin gibi değerli bir insanı koç olarak işin başına geçirdikleri için onlara bu satırlardan saygı ve sevgilerimizi sunuyorum.
Röportaj: İsmet BADEM
Kaynak : www.tbf.org.tr
Fotoğraflar : Serdar GÜREL Arşivi
706 kez okundu
Kategori: BEKO BASKETBOL LİGİ, RÖPORTAJLAR







Yorumlar
Yorum yok
Yorum Yapın