“Bizi satın alacak para ya da hatır daha keşfedilmedi…” Selçuk ERNAK (Bandırma Kırmızı Antrenörü)

                                                                                                                   

Kerem Tunçeri : ” Gönül İsterdi ki Reklam Sezon Başında Çekilmiş Olsaydı.”

Cumhuriyet Gazetesi “Pazar Eki“ne bu hafta Anadolu Efes‘in ve Ulusal takımımızın başarılı oyuncusu Kerem Tunçeri konuk oldu. Deniz Türküler Karayılmaz‘ın Kerem Tunçeri ile gerçekleştirdiği keyifli sohbete bir gözatalım dilerseniz.

Duman’ın “kimseyi tanımadım ben senden daha güzel” şarkısına sesiyle farklı bir renk katan ve oldukça da beğenilen KEREM TUNÇERİ bir anlamda parkelerin “rock star”ı. Başarılar ve önemli deneyimlerle dolu kariyerinin olgunluk döneminde de yavaşlamaya niyeti yok. Şimdiki hedefi zor günler geçiren takımını yeniden ayağa kaldırmak.

- Son günlerde ekranlarda dönen reklam filminiz çok sevildi. Bu proje size nasıl geldi ?

- Genel menajerimiz bir idman sonrası “kaptan böyle bir proje var, reklam filmi çekmemiz gerekiyor, Anadolu Efes adına kabul eder misin?” diye sordu. Ben de seve seve kabul ettim. Benimle birlikte dört oyuncu arkadaşım da ne olduğunu bilmeden, reklam çekeceğimizi öğrendi, ertesi gün yapımcı arkadaşlar gelip konusunu anlattı. Akşamına da çektik. İlk duyduğumda biraz tuhaf geldi, çünkü şarkı söyleyeceğim söylendi. Çıkıp şarkıyı söylemek garibime geldi doğrusu. Ben sesimin kullanılmasını istemezsem, beğenmezsem, başka bir ses de kullanabileceğini söylediler. Sonra kaydı yaptık, ama çok keyifli geçti. Fena da söylemedim sanırım, çok da beğenildi. Bana göre zamanı yanlış oldu, çok kritik maçları oynuyoruz, çok da iyi gitmediğimiz bir dönem açıkçası. Gönül isterdi ki sezon başında olsun. Hep beraber seyircilerimizle paylaşalım ama her şeye rağmen çok sevildi.

- Duman grubu sesinizi nasıl buldu ?

- Duman çok sevilen ve takipçisi fazla olan bir grup. Ben yalnızca onların söylediği şarkının nakaratını söylemeye çalıştım. Onların beğenmesi önemli tabi ki ama pek karşı karşıya gelemedik şimdiye kadar. Geldiğimiz zaman ben de soracağım “nasıl buldunuz?” diye.

- Hayranlarınız reklam hakkında ne dedi ?

- Çoğunluk beğendi, çok farklı, güzel olduğunu dile getirdiler. Espiriler yapıldı, basketbolu bırakıp şarkıcı olmam konusunda, ama tabii ki bu işin şakası. Herkes kendi bildiği işi yapsın. Bu sezon maçlarda kötü gittiğimiz için çoğu yazar da bunu kullandı ama bu da sporun kanunu, yapacak bir şey yok, herkese saygım sonsuzdur.

- Bundan sonra sizi ekranlarda daha sık görebilecek miyiz ?

- Hayır. Böyle bir reklam teklifi geldi bunu kabul ettim ama tadı damağında kalmalı diye düşünüyorum. Maçlar dışında ekranlarda olmayacağım.

- Basketbola Galatasaray altyapısında başladınız. O günleri yaşayan biri olarak geçmişe döndüğünüzde neler hissediyorsunuz ?

- Çok zamanım geçti Galatasaray’da. Baktığınız zaman 16 yaşında çıktım A takıma, en öncesinde alt yapısı var. Ama çok uzun zaman sonra A takıma çıkıp, oradan A Milli olan belki ilk oyuncuyum. Bununla da gurur duyuyorum. Çok şey kattı, öğretti bana Galatasaray’da oynamak. Onun için bende çok değerlidir Galatasaray.

- Üst düzey bir basketbolcu olmanızda en çok pay sahibi olan isimler kimlerdir ?

- Pek çok antrenörüm var hem alt yapıda, hem üst yapıda. Ailem olsun, eşim olsun, bana en çok destek olan kişilerdir. Tek tek isim sayamasam da başarımda katkısı olan herkese çok teşekkür ediyorum.

- Sonrasında Anadolu Efes’i neden seçtiniz ?

- Anodolu Efes’te önceden de 4 yılım geçmişti. Burada da çok güzel şeyler yaşadım, pek çok şampiyonluklara şahit oldum. Bu benim yedinci senem. Galatasaray’dan sonra ikinci evim gibi oldu burası. Galatasaray’da alt yapıda yetiştiğim için, biraz daha amatör ruhum vardı. Efes’te o amatörlüğü profesyonelliğe çevirmeyi öğrendim.

- Real Madrid’de iki sezonun ardından bir yıl da Rusya’da oynamıştınız. Yurtdışı deneyimleriniz size neler kazandırdı ?

- Tam bir sene değil aslında yarım sezon oynadım sayılır. İki sene İspanya çok iyi geçti benim açımdan. Hem Real Madrid gibi bir dünya devinde oynamak, orada kendini kabul ettirmek, hem de özellikle iki senede iki şampiyonluğumuzun -biri Avrupa Ligi diğeriyse İspanya Ligi Şampiyonluğu- olması çok güzel, unutamayacağım anılar. Çok iyi arkadaşlıklar edindim, değişik tecrübeler kazandım. Bu yüzden hayatım boyunca unutamayacağım bir anı olarak kalacak bende.

HER MAÇ BİR TECRÜBE

- Oyununuzda eksik ya da fazla bulduğunuz yanlar var mı? Ne kadar daha basketbol oynamak istiyorsunuz ?

- Artık 32 yaşındayım ve herkes kendini iyi bilmeli diye düşünüyorum. Her geçen sene, her oynadığım maç bana bir tecrübe olarak yansıyor. Böyle de olması gerektiğini düşünüyorum. Şimdiye kadar çok ciddi antrenörlerle çalışıp çok ciddi takımlarda oynadım, hayatım boyunca çok çalıştım. Allah bir sakatlık vermezse oynayabildiğim yere kadar oynamak istiyorum. Basketbolu çok seviyorum ve hayatımın hiçbir zamanında sıkılmadım. Yorulduğum, bunaldığım kötü zamanlarım tabii ki oldu ama hiçbir zaman bırakıp gitmeyi düşünmedim.

- Abiniz Kemal Tunçeri ile birlikte kurduğunuz bir organizasyon var.

- En başta basketbol okulu olarak açtık orayı, şimdi spor organizasyonu olarak devam ediyoruz. Çok ciddi işler yaptık beraber, hâlâ da yapıyoruz. Özellikle Antalya’da ve diğer illerde bayağı bir organizasyonumuz var. İstanbul’da da yapmaya başladık. İşin başında abim duruyor, ben de gidebildiğim, zaman ayırabildiğim kadar gidiyorum. Bizim açımızdan çok önemli ve çok da iyi gidiyor. (www.tuncerispor.com.tr)

BASKETBOL LİGİ İNİŞLİ ÇIKIŞLI 

- Son zamanlarda futbolda yaşanan şike olayları ile ilgili ne düşünüyorsunuz ?

- Şu anda yargı aşamasında, pek yorum yapmanın bir anlamı yok ama futbolu çok derinden zedelediği, kaliteyi düşürdüğü, taraftarlarını üzdüğü bir gerçek. Fakat yargıya inancımız tam. İlerleyen zamanlarda belli olacaktır neyin ne olduğu. Hepimiz izleyip göreceğiz.

- Basketbol ülkemizde hak ettiği değeri görüyor mu ?

- İnişli çıkışlı diyebilirim. Baktığınız zaman 2001’de Avrupa ikincisi olduk ondan sonraki senelerde basketbola yoğun bir ilgi oldu. Ardından bir düşüş, kriz yaşandı. Sponsorlar çekildi, takımlar pek yatırım yapmadı ama yakın dönemde yavaş yavaş sponsorların tekrar devreye girmesi -tabii özellikle 2010′da aldığımız dünya ikinciliğinin de bunda payı çok büyük oldu- basketbola ilgiyi biraz daha arttırdı. İnsanlar maçları daha fazla takip etmeye başladı. Son iki sezondur Türkiye basketbol ligi bayağı kaliteli ve heyecanlı geçiyor. Başarılı oyuncular geldi ve gelmeye devam ediyor. Eskiden bir ya da iki takım arasında geçen ligde şimdi zirveye oynayan takım sayısı dörde, beşe çıktı. Ayrıca alt sıralardaki takımlar da üst sıradakileri çok zorlayabiliyor, hatta yeniyor. O yüzden çok kaliteli, hırslı, başarılı bir lig olmaya başladı. Bu da basketbol açısından oldukça keyifli bir durum.

 

KAYNAK : CUMHURİYET GAZETESİ /PAZAR EKİ 

388 kez okundu



Yorumlar

Yorum yok

Yorum Yapın

İsim *

E-posta *

Site