Kara Sinek / Hakan ARTIŞ
Fenerbahçe forması taşıdığım ve renk aşkının ön planda olduğu yıllardan birinde ,tüm takım,o zamanlar Lütfi Kırdar Spor Salonu’na çok yakın olan Maçka Oteli’nde kampa girmiştik.Ertesi gün ezeli rakip Galatasray maçı olduğundan bizim bu karşılaşmaya motive olabilmemiz için otel askeri kışla gibi ziyaretçilerle dolup dolup taşıyordu.Sakın şikayet ettiğimi sanmayın bu ilgi hepimizi fazlasıyla mutlu ediyordu .Akşam yemeğine gelen başkan ve yöneticiler,eski basketbolcu ağabeylerimiz,aile büyüklerimiz ve gece boyunca tezahüratlar eşliğinde bizi baklavayla besleyen cefakar taraftarlarımız o gecelere ayrı bir renk katarlardı.Fakat tüm ziyaretçiler gittikten sonra büyük bir sezzislik içinde bütün gece boyunca milyonlarca insana karşı taşıdığımız sorumluluktan dolayı stresten gözümüze uyku girmezdi.Bu geceler,birbirimizle yaptığımız odalar arası su savaşları,telefon şakaları,korkutmacalar,eşek şakaları ve şaka oyuncakları ile renklenirdi.
O günler hemen her şeyden tiksinen bizim Necdet ağabeyimiz (taraftarın Baba Necdet’i ) özellikle sofralarımızın en aranılan kişisiydi.Onun her şeyden tiksinmesi bizi daha çok tahrik ederdi.Tiksindirme hareketinden sonra yiyeceğimiz küfür veya kafamıza alacağımız darbeler bile umurumuzda değildi.Çocuklar gibiydik,onu kusturma planları bile tasarlıyorduk.Karşısında oturup ağzımızdaki lokmayı ona gösterir,ardından yemeğine kıl koyar,masayı terk ettirip köftelerini paylaşırdık.
İşte o günlerden birinin akşam yemeğinde ben ,bir gün öncesi şaka dükkanından aldığım hakiki karasinekten ayırt edilemeyecek şekilde yapılan kopyasını,Necdet ağabeyle nasıl tanıştırabilirim hesapları yapıyordum.Necdet ağabeyin kaçışı yoktu.Tüm takım planlı bir şekilde akşam yemeğine oturduk ,tam ortamızda kalmıştı,zaman onun alehine çalışıyordu,derken yemek geldi ve içecek de bizim favorimiz portakal suyu idi;çünkü turuncunun içinde kara sinek çok net bir şekilde göze çarpıyordu ve herbirimizin tabağının yanına çok şık bardaklarda portakal suyu servisi yapıldı.Tüm takım işaretleşerek “hadi şerefe” diyerek bardakları kaldırdık.Amaç önce Necdet ağabeye bir yudum içirmek ,sonra planı uygulamaktı.Necdet ağabayde sağolsun bizi kırmadı,bardağını kaldırarak “ne yahu meyhanede miyiz” diye mırıldanarak gereken ilk yudumu aldı ,sonra öbür yanında oturan ALiço onu konuşturdu,ben de diğer yandan “karasineği” bardağa çaktırmadan bıraktım.Görüntü tek kelimeyle çok tiksindiriciydi.Hep birlikte tekrar şerefe yaptık ,hepimiz nefeslerimizi tutmuş Necdet ağabeyin bardağa uzanmasını bekliyorduk. Ve beklenen an gelmişti Necdet ağabey bardağa ağzını götürüyordu ki portakal suyunun içinden bakan “Yaratıkla” göz göze geldi.Biz istifra etmesini beklerken o sadece yüzünü buruşturdu ve bardağı masaya şiddetli bir şekilde bıraktı ve “allah kahretsin böyle servisin” derken ben acilen işaret parmağımı portakal suyuna daldırımış gibi yaparak “nesi var abi çok tatlı ” dedim.Hemen benim ardımdan Aliço da sinek yokmuş gibi portakal suyundan bir fırt aldı ve “mükemmel” dedi bardağı masaya bırakırken,bardağı Cengiz kaptığı gibi son yudumuna kadar içti ve dişlerinin arasından sineği gösterirken “Bu ne yahu ” diye kışkırtıcı bir çığlık attı .Görev başarıyla sonuşlanmıştı.Rakiplerin korkulu rüyası Baba Necdet kaçarcasına uzaklaşırken bizler tabağındaki köfte ve patatesleri paylaşmıştık bile.Ondan sonrasını ne siz sorun ne ben anlatayım .Sadece kafama doğru gelen UFO kılıklı tabakları,çatal,bıçak,bardakları ve tüm sülalemi kapsayan hayır dualarını hala duyar gibiyim .Bize kızması sadece yaptığımız pisliktendi, ya karasineğin el yapımı olduğunu öğrenseydi !!! O gün kü arkadaşlığı ve takımı hala özler dururum.
Hakan ARTIŞ
724 kez okunduKategori: NOSTALJİ






Yorumlar
Yorum yok
Yorum Yapın